Ağ Toplumu ve Öğrenme: Bağlantıcılık

Description
Ağ Toplumu ve Öğrenme: Bağlantıcılık

Please download to get full document.

View again

of 6
All materials on our website are shared by users. If you have any questions about copyright issues, please report us to resolve them. We are always happy to assist you.
Information
Category:

Comics

Publish on:

Views: 2 | Pages: 6

Extension: PDF | Download: 0

Share
Tags
Transcript
   Akademik Bilişim’14 - XVI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri5 - 7 Şubat 2014 Mersin Üniversitesi 601 Ağ Toplumu ve Öğrenme: Bağlantıcılık  Aras Bozkurt arasbozkurt@gmail.com Özet: Web, internet, bilgi ve iletişim teknolojileri günümüzde hem bireylerin hem de toplumla - rın doğasını etkilemekte ve yeniden şekillendirmektedir. Bu dönüşümün bir sonucu olarak, eği - tim alanında paradigma değişimi yaşanmış ve yeni pedagojik yaklaşımlara ihtiyaç duyulmuştur. Bu ihtiyaca bir yanıt olarak, bağlantıcılık (connectivism) yaklaşımı George Siemens ve Stephen Downes tarafından ortaya atılmıştır. Bağlantıcılık, 21. Yüzyıl dijital bilgi çağında ağlar üzerinde öğrenmeyi açıklayan bir öğrenme kuramıdır. Bu çalışmada alanyazın araştırmasına dayalı olarak  bağlantıcılık kavramı tartışılmış ve bağlantıcı yaklaşım farklı açılardan açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlantıcılık, ağ toplumu, küreselleşme ve öğrenme. Abstract: Web, internet, information and communications technologies have been affecting and re-shaping the nature of both individuals and societies. As a result of this transformation, a para - digm shift has been witnessed in education and new pedagogical approaches has been needed. As a response to these needs, connectivism was coined by George Siemens and Stephen Downes. Connectivism is a learning theory that explains learning on networks in 21st century digital in - formation age. Based on a literature review, this paper discusses and explains connectivism from different perspectives. Keywords: Connectivism, network society, globalisation and learning. 1. Giriş: Küreselleşme 21. yüzyılda ortaya çıkan gelişimi ve dönüşü - mü açıklayan kavram küreselleşme olarak kar  - şımıza çıkmaktadır. Küreselleşme, zaman ve mekan bağlamında sınırların kalktığı, değerle - rin evrenselleştiği, toplumların ve kültürlerin  birbirine benzediği süreci anlatmak için kulla - nılan bir kavramdır. Küreselleşmenin ne oldu - ğunu en iyi anlatan ifadelerden birisi McLuhan [1] tarafından ortaya atılan “küresel köy” kav - ramıdır. McLuhan’a [2] göre teknolojiyle orta - ya çıkan araçlar, insan uzuvlarının ve duyuları - nın erişimini arttıran parçalardır. Bu düşünceye göre yeni teknolojiler insanların algılama ve erişim seçeneklerini arttırmaktadır. Bu nokta - dan hareketle tüm dünyayı kablolu ve kablosuz teknolojilerle birbirine bağlayan ağların, tıpkı  bir sinir sistemi gibi tüm dünyayı kapsayacak şekilde insanların erişimini arttıran bir yapı ol - duğunu ve dolayısıyla dünyanın küresel köy’e dönüştüğünü söylemek mümkündür. Toplum - sal değişimlerin merkezine teknolojiyi koyan  bakış açısıyla günümüzü anlamaya çalıştığı - mızda, toplumun maddi ve kültürel değerleri - nin gelişen teknolojilere dayalı olarak değiştiği görülmektedir. Dijital bilgi çağında ise küre - selleşmenin farklı dinamikleri olmasına karşın,  bilgi ve iletişim teknolojilerinin ve özellikle internet ve Web teknolojilerine dayalı ağların hem niceliksel hem de niteliksel olarak dünya - mızı değiştirdiğini ifade etmek mümkündür. 2. Ağ Toplumu Ağ toplumu kuramı, Castells [3] tarafından or  - taya atılan ve yeni dünya düzenini ağların şe - killendirdiğini ifade eden bir yaklaşımdır. Yeni teknolojilerle ağların gücü artmakta ve ağ top - lumu düşüncesi günlük hayatımıza işleyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz ağ toplumu, ağlar üzerine kurulmuş bir ilişki ve Bozkurt, A. (2014). A ğ  Toplumu ve Ö ğ renme: Ba ğ lant ı c ı l ı k.  Akademik Bili  ş im 2014  (s. 601-606). Mersin Üniversitesi, Mersin.  602  Ağ Toplumu ve Öğrenme: Bağlantıcılık  Aras Bozkurt  etkileşim sistemini yaygın ve yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Castells’e [4] göre, toplumun enformasyonu elde ederek bilgiye dönüştürece - ği ortam olan ağların büyüklüğü ve derinliği, o toplumun diğerleri arasında edineceği yerin bir göstergesi olacaktır. Bu noktada, bilgi ve bil - giye erişebilme küreselleşen dünyada rekabet edebilme ve hayatta kalabilmenin anahtarıdır.Ağ toplumu düşüncesi sadece post modern ba - kış açısıyla yeni dünya düzenini açıklamamakta; aynı zamanda toplumu oluşturan bireylerin ka - rakteristik yapılarında meydana gelen değişim - leri, dünyayı anlama biçimlerini ve yeni iletişim  biçimlerinin ortaya çıktığını işaret etmektedir. Yeni teknolojilerle yeni iletişim şekillerinin ortaya çıkması bilginin çabuk üretilip, payla - şılıp, aynı hızda tüketildiği; bilginin ömrünün kısaldığı ve bilgiye ulaşmanın bilginin kendi - sinden daha önemli olduğu dijital bilgi çağının  başlamasına neden olmuştur. Bu çağda bilgi - nin işlevi de bu bağlamda anlam kazanmıştır. Küreselleşen dünyanın bakış açısına göre bilgi güçtür ve yönetir, bilgiye sahip olan bilgiyi yö - netir ve dolayısıyla güce sahip olur. 3. Küreselleşme ve Eğitim: Yaşamboyu Öğrenme Küreselleşen dünyada eğitim, sürekli öğrenme - yi, bilgiyi bilmeyi, bilgili olmayı, bilgiyi üretme - yi, bilgi ile yaşamayı sağlayan bir süreçtir Bilgi toplumunda, bireylerin yaratıcı, sorgulayıcı, düşünen ve üretebilen insanlar olmaları beklen - mektedir. Günümüzde, artık bilginin doğrudan  bireye aktarılması değil, bireyin gerek duyduğu  bilgilere nasıl ve hangi yollara ulaşacağının öğ - retilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu yüz - den, üzerinde konuşulan önemli bir kavram da öğrenmeyi öğrenmedir. Birey, nasıl öğreneceği - ni bilirse, kendisi için gerekli bilgilere en uygun yollardan ulaşabilir [5]. Öğrenmeye yönelik an - layışın değişmesi yaşamboyu öğrenme kavramı - nın önem kazanmasına neden olmuş ve öğrenme hayatın her aşamasında süren bir yaşam biçimi olarak insanların hayatında yerini almıştır. 4. Web, İnternet ve Ağlar: Dijital Eko Sistem Dijital bilgi çağında ortaya çıkan Web ve in - ternet bilginin oluşması, saklanması, erişilmesi ve yayılması konusunda bilinen tüm tanımla - rın yeniden yapılmasına neden olmuştur. Tek yönlü iletişimin olduğu Web 1.0’dan sonra çift yönlü iletişimin mümkün olduğu ve kullanıcı - ların kendilerinin içerik oluşturabildikleri Web 2.0 bir platform olarak karşımıza çıkmıştır. Web 2.0 servis ve araçları kullanıcılarına oto - nomluk ve bağımsızlık sağlayan, işbirliği ve katılımı ve en önemlisi iletişim ve etkileşim seçeneklerini arttıran bir yapı olarak, eşsiz de - neyimler yaşayabilmemize olanak sağlayan bir eko sistem olarak ortaya çıkmaktadır. McLoughlin ve Lee [6], günümüz bireylerin ağlar üzerinde bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda bilgiyi tükettiklerine işaret etmekte; ağlar üzerinde bireylerin pasif roller yerine artık aktif rolleri de aldığına işaret etmektedir. Bir platform olarak Web 2.0, kolektif bilgiyi toplayıp işlemekte ve küresel bir beyin gibi çalışmaktadır [7]. Ortaya küresel bağlamda herkesin erişimine açık bilgi çıkmakta, bilgiyi tüm insanlığın ortak bir malı olarak insanlığın hizmetine sunmaktadır.Küreselleşmenin, ağ toplumunun ve ağların  paradigma değişikliğine yol açtığı günümüzde yaşam boyu öğrenme anlam ve önem kazan - mış; bilgi küreselleşmenin önemli tetikleyicile - rinden ve dinamiklerinden birisi olarak ortaya çıkmıştır. Yaşamboyu öğrenmenin bir yaşam  biçimine dönüştüğü günümüzde öğrenme, öğ - retim kurumlarının dört duvar arasında sundu - ğu bir hizmet olmaktan çıkmış, ağlar üzerinde dağıtık bir yapıya bürünmüştür. Dolayısıyla  bilgi ve iletişim teknolojilerinin, özellikle ağlar ve ağlara dayalı teknolojilerin insan hayatına yön verdiği, şekillendirdiği dijital bilgi çağında dağıtık bilgiye ulaşmayı ve öğrenmeyi açıkla - yan yeni öğrenme yaklaşımlarına yönelik bir gereksinim doğmuştur.   Akademik Bilişim’14 - XVI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri5 - 7 Şubat 2014 Mersin Üniversitesi 603 5. Teknoloji ve Paradigma Değişikliği Geleneksel öğrenme kuramları (davranışçı,  bilişsel ve yapılandırmacı) öğrenme sürecini açıklayan üç temel öğrenme kuramıdır. Davra - nışçı yaklaşım öğrenmeyi mekanik süreçlerle açıklarken, bilişsel yaklaşım öğrenmeyi içsel süreçlerle açıklamaya çalışır. Yapılandırmacı yaklaşım ise deneyimler sonucu ortaya çıkan öğrenmeye odaklanır. Geleneksel kuramlar öğ - renmenin bilişte gerçekleştiğini vurgulayarak öğrenmenin biyolojik bir süreç olduğunun al - tını çizerler.Dijital bilgi çağında bilginin geçerliliği, doğ - ruluğu ve yaşam süresi kısalmakta [8, 9], buna karşın bilginin miktarı katlanarak artmaktadır [10]. Dolayısıyla doğru ve güncel bilgiye eri - şebilmek, ikincil veya gereksiz bilgiyi ltre - leyebilmek [9] başka bir ifadeyle önemli ve önemsizi ayırt edebilmek, dijital bilgi çağında öğrenenlerin sahip olması gereken en önemli  becerilerdendir. Bağlantıcılığın ortaya çıktığı dijital bilgi çağında öğrenmeye yönelik bazı eğilimler ise şu şekilde sıralanabilir [11]:Birçok öğrenen hayatları boyunca muh - • temelen alanların dışında farklı ve çeşitli alanlara doğru yöneleceklerdir.İnformal (yarı yapılandırılmış) öğrenme • eylemi, öğrenme deneyimimizin önemli  bir parçasıdır. Formal (yapılandırılmış) öğrenme artık öğrenmenin çoğunluğu - nu oluşturmamaktadır. Öğrenme eylemi; öğrenme toplulukları, kişisel ağlar ve işi - mizle ilgili görevleri tamamlamamız gibi farklı yollarla gerçekleşmektedir.Öğrenme bir ömür boyu süren, devamlı bir • süreçtir. Öğrenme ve iş ile ilgili etkinlikler artık birbirinden ayrı değil, çoğu durumda aynıdırlar.Teknoloji beyinlerimizi (düşünce şekille - • rimizi) değiştirmektedir. Kullandığımız araçlar düşünme şeklimizi tanımlamakta ve şekillendirmektedir.Örgütler (topluluklar) ve bireylerin her • ikisi de öğrenen organizmalardır. Bilgi yö - netimine artan ilgi bireysel ve örgütsel öğ - renme arasındaki bağlantıyı açıklayan bir kurama olan gereksinimi vurgulamaktadır.Daha önceleri öğrenme kuramlarıyla • açıklanan birçok süreç (özellikle bilişsel  bilgi işleme süreci) artık teknolojiyle desteklenebilmekte veya yerini teknolojiye  bırakmaktadır. Ne (know what) ve nasıl (know how) bil - • gisi, artık ihtiyaç duyulan bilginin nerede  bulunabileceğini tanımlayan nerede (know where) bilgisiyle tamamlanmaktadır Yeni teknolojilerin eğitim alanında bir paradig - ma değişimine yol açtığı mutlaktır. Teknolojiy - le yaşanan bu paradigma değişikliği “neden  bağlantıcılık” sorusuna verilebilecek bir cevap olarak karşımıza çıkmaktadır. 6. Bağlantıcılık (Connectıvısm): Dijital Bilgi Çağının Öğrenme Kuramı Bağlantıcılık, dijital çağın öğrenme kuramı olarak [11] ağlar üzerinde öğrenmeyi açıklayan  bir yaklaşımdır [12]. Bağlantıcılık üç farklı dü - şüncenin bileşiminden doğar: Bunlar, kaos teo - risi (chaos theory), ağların önemi (importance of networks), karmaşa ve düzenin karşılıklı ilişkisi şeklindedir (the interplay of complexity and self-organization) [11, 13, 14]. Günümüz - de nitel (Eski yunan lozosi) ve nicel bilgiye (Rönesans lozosi) ek olarak “dağıtık bilgi” (Distributed knowledge) üçüncü bir tür olarak ortaya çıkmıştır [15] ve bağlantıcılık, ağlar üzerinde bağlar kurarak bilginin anlamlandı - rılma süreciyle ilgilidir. Bağlantıcı yaklaşıma göre hemen hemen her şey bir düğüm olabi - lir. Düğümlerin bir araya gelmesi ağı oluştu - rur. Düğümlerin arasındaki bağlantı ne kadar güçlüyse, bilgi akışı da o kadar güçlü olur. Ağ  bir kez oluşturulunca bilgi bir alandan diğerine akar. Düğümlerin bir araya gelmesiyle oluşan ağ, daha büyük bir ağın düğümü olabilir [16].Bağlantıcılığa göre bilgi ağlar üzerinde dağı - tıktır ve öğrenme ağları oluşturabilme ve ağlar arasında gezinebilme becerisiyle ilgilidir [17].  604  Ağ Toplumu ve Öğrenme: Bağlantıcılık  Aras Bozkurt  Bağlantıcılığa göre öğrenme bireyin ağlar ve ağ - lar üzerinde yer alan bilgi kaynaklarıyla etkileşi - mi sonucu oluşur. Bağların gücü ve etkileşimin düzeyi öğrenmenin büyüklüğünü belirler. Ağlar üzerindeki otonom, öz-yönelimli ve öz-yönetimli  bağlantıcı öğrenenler, kendi öğrenme ihtiyaçları - na göre kendi öğrenme çevrelerini yaratırlar. Bağlantıcı yaklaşımda öğrenenlerin bilgiyi aktar  - mak yerine, ağlar aracılığıyla bilginin kaynağı ile iletişime geçip doğrudan teması söz konusudur. Bağlantıcılığı savunanlar, bilginin öğretenden öğrenene aktarılmasıyla olamayacağını, bunun yerine katılımın önemli olduğunu, bilginin bi - reylerin öğrenme kaynaklarıyla aktif etkileşimi sonucu oluşabileceğini savunur [18] Bağlantıcı - lığın prensipleri ise aşağıdaki gibidir [11]:Öğrenme ve bilgi, kirlerin çeşitliliğinde yatar.• Öğrenme, belirli düğümlerin veya bilgi • kaynaklarının bağlanma sürecidir.Öğrenme, insan dışı uygulamalarda (du - • rum veya ortamlarda) gerçekleşebilir.Öğrenme kapasitesi, şu anda bilinenden • daha önemlidir.Öğrenmenin devamlılığını sağlamak için •  bağları devam ettirmeli ve beslemeliyiz.Alanlar, kirler ve kavramlar arasındaki •  bağları görebilmek temel beceridir.Tüm bağlantıcı öğrenme etkinliklerinin • amacı doğru, güncel bilgidir.Karar verme sürecinin kendisi bir öğren - • me sürecidir. Neyin öğrenileceğine karar vermek ve yeni bilginin anlamı, değişen gerçekliğin bakış açısına göre değişebilir. Şu anda doğru olan, enformasyon ortamın - da kararlarımızı etkileyen değişikliklerden dolayı yarın yanlış olabilir.Downes [19, 20], bağlantıcılık yaklaşımının  prensiplerini kullanan çevrimiçi bir ortamın otonomi (autonomy), çeşitlilik (diversity), açıklık (openness), bağlanmışlık (connected - ness) ve etkileşim (interactivity) özelliklerini göstereceğini ifade etmektedir. Otonomi, öğre - nene nerede, ne zaman, nasıl, kiminle ve hatta ne öğreneceği konusunda karar verebilmesine olanak sağlar. Çeşitlilik popülasyonun hetero -  jen bir yapıda olmasını ifade eder. Bu şekilde düşünce bazında da çeşitlilik yaşanır. Açıklık kavramı her açıdan açıklığı ifade eder. Açık  - lık, öğrenenin tüm süreç boyunca hiçbir engel ile karşılaşmamasıdır. Bağlanmışlık ve etkile - şim ise otonomi, çeşitlilik ve açıklık öğelerini mümkün kılan özelliklerdir. Siemens [11], metaforik bir örnekle bilgi ve bil - giye erişim sağlanmasını şu şekilde açıklamak  - tadır. Bilgiye dayalı bir ekonomide, bilginin akışının sağlandığı kanallar endüstriye dayalı  bir ekonomide önem arz eden petrol borularına  benzetilmektedir. Bu örneğe göre petrol borula - rı, içindeki petrolden (içerikten) daha önemli - dir. Yani bilgiye erişebilmeyi sağlayan kanallar  bilginin kendisinden daha önemlidir çünkü bu kanallar güncel ve doğru bilgiye ulaşabilmeyi sağlayan araçlarıdır. Yarın için neye ihtiyacımız olacağını bilme becerisi bugün bildiğimizden daha önemlidir. Bilgi, gelişip evrildikçe, ihti - yaç duyulana erişebilmek öğrenenin mevcut durumda sahip olduğu bilgiden daha önemlidir. Bilgiye ihtiyaç duyulduğunda ancak ihtiyaç du - yulan bilginin nerede olduğu bilinmediğinde, öğrenme ihtiyacını karşılayabilecek kaynaklara  bağlanabilmek yaşamsal bir beceridir. Geleneksel öğrenme kuramları öğrenmenin nasıl gerçekleştirildiğine önem verirken, öğre - nilen bilginin değerini göz ardı etmektedirler [11]. Davranışçı, bilişsel ve yapılandırmacı yaklaşımlar öğrenmenin nasıl gerçekleştiği - ni açıklayabilen, ancak teknolojinin öğrenme sürecini baskın bir şekilde etkilemediği za - manlarda geliştirilen öğrenme kuramlarıdır. Bahsedilen bu kuramlar insan varlığı dışında öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini açıklamakta yetersiz kalmakta ve ihtiyaç duyulan güncel ve doğru bilginin önemini öğrenme sürecinde ele almamaktadır. Ortaya çıkan bu boşluğu ise  bağlantıcı yaklaşım doldurmaktadır.Bağlantıcılığı diğer öğrenme kuramlarından ayıran özelliklerden birisi de bağlantıcılığın düşünme şeklidir. Bağlantıcı yaklaşımda öğ -   Akademik Bilişim’14 - XVI. Akademik Bilişim Konferansı Bildirileri5 - 7 Şubat 2014 Mersin Üniversitesi 605 renme geleneksel yaklaşımlarda olduğu gibi  bir zincir halinde aşamalı değildir. Geleneksel öğrenme yaklaşımları doğrusal düşünürken,  bağlantıcı yaklaşım bir ağ gibi düşünür [21]. Öğrenenler, bilgiye erişir, anlamlandırır ve iç - selleştirir. Geleneksel öğrenme yaklaşımlarının sahip olduğu sınırlılıklardan birisi de örgütsel öğrenme biçimini açıklamakta yetersiz kalma - sıdır [11]. Bağlantıcılık, öğrenmeyi bireysel ve örgütsel olarak açıklamaktadır. Buna karşın geleneksel öğrenme kuramları öğrenmeyi bire - yin biliş düzeyinde ele almakta, toplulukların örgütsel öğrenme biçimini açıklamamaktadır.Bağlantıcılık düşüncesinin yansımaları öğrenme üzerine odaklı olmasına ve ağlar üzerinde öğ - renmeyi açıklamasına karşın, bağlantıcı düşün - ce hayatın birçok farklı alanında görülebilir [11]. Bağlantıcılık sadece ağlar üzerinde öğrenmeyi değil, bireyin ağlar üzerinden iletişime geçme ve örgütsel davranışı da açıklayabilen bir yaklaşım - dır. Dünyanın farklı yerlerinde son yıllarda orta - ya çıkan birçok toplumsal hareket incelendiğin - de, bireylerin bağlantıcı bir tavırla iletişime ve  bu iletişimlerinin sonucunda eyleme geçtikleri görülmektedir. Dolayısıyla bağlantıcılık sadece  pedagojik değil, sosyolojik ve psikolojik olarak olay ve olguları açıklayabilen bir yaklaşımdır. 7. Sonuç Bağlantıcılık, George Siemens ve Stephen Downes tarafından ortaya atılan dijital çağda ağlar üzerinde hem bireysel hem de örgütsel öğrenmeyi açıklayan yeni bir öğrenme kuramı - dır. Bağlantıcılık, geleneksel öğrenme kuram - larının dijital çağda ağlar üzerinde öğrenmeyi açıklamakta yetersiz kaldığını, dolayısıyla bağ - lantıcılığın bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bununla beraber, bağlantıcılık geleneksel öğrenme kuramlarını göz ardı eden  bir yaklaşım değildir. Bağlantıcılık, geleneksel öğrenme ortamlarında davranışçı, bilişsel ve yapılandırmacı gibi geleneksel yaklaşımların işe koşulabileceğini ifade ederken ağlar üzerin - de bireysel ve örgütsel öğrenmeyi bağlantıcılı - ğın açıklayabildiğini ileri sürmektedir.Bağlantıcılık bir sistem yaklaşımıdır. Düğüm - ler bir araya gelerek ağları oluşturur. Her ağ kendinden daha büyük bir ağın düğümü ola -  bilir veya benzer şekilde o ağın içerisindeki  bir düğüm başka bir ağ olabilir. Bağlantıcı düşüncede ağların bu yapısıyla oluşma şekli kaotik ve aynı zamanda sistemlidir. Ağların yapılanma şekli doğadaki sistem düşüncesiyle  bu noktada benzerlik göstermektedir ve doğru - sal bir yapılanmaya sahip geleneksel öğrenme kuramlarının aksine ağlar üzerinde yer alan öğ - renenler için doğal ağ düşüncesini benimseyen daha doğru ve bilindik bir öğrenme modelidir. Öğrenen kendi gereksinim ve ihtiyacına göre öğrenme ortamını geliştirip ağlara bağlana -  bilmektedir. Ağların sınırı öğrenenin ağlar üzerinde ne kadar ilerlemek istediğiyle ilgili - dir. Öğrenen her defasında daha büyük bir ağa  bağlanarak daha geniş bir bakış açısıyla bilgiyi anlamlandırabilir. Ağlar, bu özelliğiyle sınırı öğrenen tarafından çizilen bir bilgi eko sistemi gibi davranmaktadır. Bağlantıcılık yaşamboyu öğrenmenin önem kazandığı günümüzde bilginin, öğrenmenin ve bilgi kaynaklarına erişimin nasıl olacağına dair farklı bir bakış açısı geliştirmekte; öğren - menin giderek ağ teknolojilerine dayalı olarak çevrimiçi ortamlarda gerçekleştiği günümüzde öğrenmeyi açıklamakla kalmamakta bilginin tanımını ve işlevini post modern düşünceyle açıklamaktadır. Bu bağlamda bağlantıcılık in - sanların sürekli bilgi akışına maruz kaldıkları ve bilginin katlanarak arttığı günümüzde öğren - menin nasıl gerçekleştiği ve öğrenenlerin sahip olması gereken beceriler hakkında öğretenlere ve öğrenenlere yol haritası çizmektedir. 8. Kaynakça [1] McLuhan, M. (2011). The Gutenberg ga - laxy: The making of typographic man. Univer  - sity of Toronto Press.[2] McLuhan, M. (1964). Understanding me - dia: extensions of man. Routledge: London.
Related Search
We Need Your Support
Thank you for visiting our website and your interest in our free products and services. We are nonprofit website to share and download documents. To the running of this website, we need your help to support us.

Thanks to everyone for your continued support.

No, Thanks